Bodrum’da yavaşlıyor ve Selinin merceğinden bakıyoruz; küçük ritüeller, ışık ve renk, elde olana bilinçli yaklaşım. Yuvayı köklendiren, bedenin ritmini yumuşatan gündelik seçimler.
[Loupe]
Karelerinde “anlık ama zamansız” bir his var; duyguyu taşıyan küçük ayrıntılar öne çıkıyor. Gündelik hayatın bu küçük kesitlerine seni çeken nedir?
[Selin]
Küçük şeyleri fark etmenin büyüleyici olduğunu düşünüyorum. Yaprakların desenleri, suyun üzerinden yansıyan küçük güneş parçaları, rüzgarla beraber hareket halinde olan doğa ve gölgesi. Hepsi sanki duyamadığımız bir melodi ile dans ediyor gibi. Bu küçük detaylara yakınlaştığımda sanki o melodinin parçası gibi hissedebiliyorum, başkaları duymuyor olsa bile.
-
[Loupe]
Hızlı akan ve “öne çıkanın” ödüllendirildiği bir dünyada, özgünlüğünü ve samimiyetini nasıl koruyorsun?
[Selin]
İnsanlar bir yöntemin çalıştığını görünce genelde onu tekrar edip aynı başarıya ulaşma isteğine eğimliler. Ama gün sonunda kendini keşfedemediğin, gerçekleştiremediğin bir hayatın vereceği haz çok da insana kendini tamamlanmış hissettiremez gibi geliyor, belki de o yüzden bu boşluğu daha pahalı şeyler, aynılaşan zevkler, ve insanlarla doldurmaya çalışıyorlar. Benim gerçekten kim olduğumu anlamamı beslemeyen ilişkilere de, işlere de sınırlarımı bir süre önce çizdim. Gerçek otantikliğimi anladıkça, kendimi anlatmak veya sosyal bataryamı bitirmek zorunda kalmadan köklenebiliyorum, we bence true reward da bu.

[Loupe]
Dünyaya bakışını bir dokuya, bir ritme ya da bir renge benzetmek istesen—hangisi olurdu? Neden?
[Selin]
Her rengin kendine göre bir frekansı olduğu gibi, hissettirdiği şeyler de birbirinden çok farklı. Dönem dönem sevdiğimiz renklerin değişiyor olmasını biraz buna bağlıyorum; biz farklılaştıkça, hislerimiz ve düşüncelerimiz değiştikçe görmek istediğimiz renkler ve çevreyi algıladığımız tonlar da değişiyor. Yaşadığın alandaki renk seçimleri bence nasıl hissetmek istediğimizle doğrudan bağlantılı.
Şu anda yaşadığım alanda daha çok yeşil ve sarı tonlarını kullanıyorum. Yeşil bana sakinliği, doğallığı, ferahlığı çağrıştırıyor; sarı ise merakı ve yaratıcılığı, sıcaklığıyla da pozitifliği yayıyor. Bunlara eşlik eden kahve tonları güveni, sağlamlığı ve ait hissetmeyi anlatıyor. Her evin olduğu gibi her insanın da bir rengi var; bu renk sessizce o insan hakkında çok şey söylüyor.
-
[Loupe]
Şu anın tek bir yönünü, Loupe gibi bir büyüteçten bakarcasına büyütebilseydin, bu ne olurdu?
[Selin]
Şu sıralar etrafımızdakilerin biz farkında olmadan değişimini gözlemlemekten çok keyif alıyorum. Her sabah uyandığımda güneş biraz daha kaymış, eve gelen ışıklar farklı eşyaları aydınlatmaya başlamış, yeni yansımalar ortaya çıkmış oluyor. Her gün evimin penceresinden baktığım ağaçlar yavaşça daha da sarı, turuncu renklere bürünüyor. Renklerin, tonların benim için yeri çok büyük ve bence bu küçük değişimler, insana zamanın hareketini en iyi gösteren şeyler.

[Loupe]
Sence kuşaklar arasında sözsüz olarak neler aktarılır—jestler, atmosfer, alışkanlıklar aracılığıyla? Bu, senin doğal yaşama biçiminle örtüşüyor mu?
[Selin]
Küçüklüğümden beri ev düzeni içinde, bana aktarılan somut bir örnek olarak, sürdürülebilirliği örnek verebilirim. Kullanılan ürünlerin ve ya yemek artıklarının doğaya ilk elden aktarılma felsefeni gördüğüm için, buna ayırılacak/bulunacak zamanın da değerini farketmeme neden oldu. Yemek çöp artıklarının, toplanıp, kümese yem olarak dönüşümü, düşününce çok basit gözükse bile, bazı eylemlerimizin doğaya olan sonuçlarını öğretti bana. Daha kolay ve hızlı çözüm bazen bize geri dönüşü sonradan olabiliyor. Bu zaman alan fakat sürdürülebilir yöntemleri rutin haline çevirdiğimizde asıl bu anlamdaki farklılığı yarattığımızı düşünüyorum. Küçüklükten gelen bu çıkarımlarımda, tabiiki şu andaki yaşamıma yansımalarını görüyorum. Aldığım ve ya kullandığım her üründe aradığım özen daha çok sürdürülebilirlikle birleşiyor kafamda. Doğal ürünler kullanırken bile, sürecinde verilen doğayı suistimal etmemek için verilen çaba, benim hayatımdaki seçimlere yansıyor.
-
[Loupe]
Babanın iğne sanatı sabır, hassasiyet ve adanmışlık gerektiriyor; bu değerlerin sende de yankısı var. Böyle bir zanaatin içinde büyümek, yaratıcılık anlayışını nasıl şekillendirdi?
[Selin]
Babam her zaman yaratıcı tarafımı besleyen bir figür olmuştur. Bir şeyi başka bir şeye dönüştürmek, farklı materyallerle oyun alanları açmak, ihtimalleri genişlemek onun doğasında var. Şu anda iğnelerle yaptığı sanatın bir eşi benzeri yok, doğaüstü bir sabır gerektiriyor bence, ve onun bu yaratıcı dünyasıyla gurur duyuyorum. Babam bir şey ilgimi çekiyorsa her zaman onu daha çok araştırmam ve üzerine gitmem konusunda beni destekledi, bu da merakımı daha çok anlamlandırmamın ve neye yeteneğim olduğunu keşfetmemin önünü açtı. Şimdi de hala yan yana oturup bambaşka materyallerle farklı şeyler yaratmanın sessiz ama birleştirici huzurunu yaşayabiliyoruz.
-
[Loupe]
Zanaat çoğu zaman kuşaktan kuşağa sözle değil—jestlerle, görme biçimleriyle aktarılır. Ondan sana görünmez ne miras kaldı?
[Selin]
Babam bir fikrim var ise onu gerçekleştirmem için bana yolu açan kişi olurdu çocukluğumdan beri. Sanata ilgim varsa boyalar; müziğe ilgim varsa enstrümanlar olarak geri dönerdi konuştuğumuz konular. Yaratmanın bir sınırı, bir kalıbı, veya standardize edilen bir materyali olmadığını, her duvarın her renge boyanabileceğini, sonucun ne olacağından bağımsız sürecin önemli olduğunu ve en çok keyfin o kısımda alınması gerektiğini de biraz onunla geçirdiğim bu yaratıcı zamanlarda öğrendim diyebilirim. Küçükken çimento üzerine taşları koyarak yaptığımız duvarlar gibi beraber inşa ettiğimiz ayrı bir dünyamız var.